Milano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2014 Çarşamba

EVROPANIN NOEL ÇARŞILARI

Noel çarşılarının en büyüğü, Avrupada kurulup yayılmasına ön ayak olanı, 1570 yılından beri Strasbourg'da yapılıyormuş. European Best Destination organizasyonu 2014 yılının en iyi noel çarşısı seçiminde kararı Strasbourgdan yana vermiş. Bu şehre hayran olmamın sebeplerinden biri bu çarşılar. Her yer, özellikle eski şehir ışıklar içinde. Binalar alabildiğine süslü ve bakımlı. 


Çok fazla meydana sahip tarihi şehrin on bir ayrı meydanında, uzmanlığına göre ayrılmış esnaf gurupları kendilerine tahsis edilmiş üç yüz adet ahşap kulübede ürünlerini sergiliyor ve satıyorlar. 



Satışa sunulan ürünler mutlaka bir şekilde noel temasıyla bağlanacak neşe ve renklerdeler. 


Geleneksel Alsas kurabiye, kek ve minyatür evleri, neşeli mumluklar, oyuncaklar, noel süsleri, şekerlemeler, el ürünü ahşap ya da metal süsler, pazıllar, vafılcılar kısaca insanda şiddetli para harcama isteği uyandıran(Uymadım şeytana merak etmeyiniz efendim.) bir çok şey veeee olmazsa olmaz sıcak şarap. Beyazını da yaptıkları sıcak şarabın makbulu kırmızı olanı.
Soldaki geçen yıl Heidelbergde içtiğimiz şarabın sağdaki Strasbourgdakinin kupası.
 Çarşılar içinde gezerken her yer buram buram sıcak şarap kokuyor. Aldığın şarabın bardağını istersen bir euro depozito ödediğin için anı olsun diye eve götür istersen herhangi bir sıcak şarapçıda paraya çevir. 

Çarşıların en büyüğü Notre Dame katedral meydanındaki. Katedralin 1000 yaşına basmasıyla noel bu yıl Strasbourglular için daha bir özel olmuş.
 
Etkinliği hazırlayanlar Noelin Başkenti Strasbourg mottosunu her yıl kullanmaya özen gösteriyorlar. 
Heidelberg ve Karlsruhe noel çarşılarını geçen yıl görmüştüm. Onların çarşıları da güzeldi ve hatta keyifliydi. Dresdenin noel çarşıları çok güzel ve büyük olurmuş diye duydum Mineden. Nitekim bir kaç yıl önce Mayıs sonu gibi gittiğimizde hala noel çarşısı kulübeleri meydanda duruyordu. Kaldırmaya vakit bulamamış olmalılar. Mine Besozzoda yaşıyor. Zaman zaman yazılarını buradan okuyoruz. Yaşadığı yerde arkadaşlarıyla hazırladıkları bir noel çarşısını geniş bir ev bulup orada açmışlar. 

Kendi el işlerini satışa sundukları ev içi çarşıyı bu günlerde belediyeden kiraladıkları standda kasaba meydanında kuracaklarmış. Gezenti Mine durur mu bu arada Milanoya gidip gelmiş. Oradan noel çarşısı fotoğrafları göndermiş.
  Fotoğraftakiler; zeytinli ekmek, tatlı ekmek , pazerotti diye pişiye benzeyen hamur işi kızartma bir de yine bizim içli köfteye benzeyen yemekleri.
Strasbourgda her yıl Kleber meydanında kurulan noel ağacı otuz metre yüksekliğinde.

 Bu yıl papa gelince, şu misafiri ağırlayıp gönderelimde ağacın ışıklarını sonra yakarız demişler. Böylece noel ağacının;1605'ten beri gelenekselleşmiş, ışıklarının yakılış töreni 28 Kasım'a tam da benim geldiğim güne sarkmış. 

Törenin yapılacağı gece ortalık öylesine neşeli, buz gibi havaya havaya rağmen öylesine sıcak, öylesine kalabalık oluyor ki sormayın. Hem yorgundum hem de aşırı kalabalığa karışmak istemediğim için evde kızımla vakit geçirmeyi tercih ettim. Sıcak şarap içip renkli atmosferi yaşamayı, gelişimin ertesi gününü Lyon'a gitmek için ayarladığımızdan, bir kaç gün sonraya bıraktık. Noelin başkenti o gün ve sonraki günler için Avrupanın bir çok noktasından gelen turistleri ağırlıyor. Otellerde yer bulunur mu bilemem ama restoranlarda yer bulmanın çok zor olduğunu duymuştum. Geleceğim son gün kızımla yemek yemek için boş masası olan bir restoran bulamadık. Tam artık eve giderken, son anda bir yer bulduk ta yemeğimizi yiyip noel biramızı içtik. Her yıl bir ülkeyi konuk eden noel organizasyonu bu yıl Brükseli davet etmiş. Geçen yıl Hırvatistan önceki yıl Gürcistan konuk ülkelerdi. Gürcistanın konukluğu muhteşem konserler, danslar, yiyecek içecek standları ve çeşitli yerel ürün sunumlarıyla tam bir şölendi. 
Noel zamanı sadece süs püs v yemek içmekten ibaret değil. Katedralde ve çeşitli salonlarda konserler, sergiler, söyleşiler, sanatsal faaliyetler gırla gidiyor.  Seç gönlüne göre.

Genel Strasbourg izlenimlerimi okumak isterseniz buradan buyurun lütfen. 
E okuyun. O kadar uğraştım üzmeyin beni.

7 Kasım 2014 Cuma

Mine Kayam
Yedi günlük muhteşem yağmurlu günlerin ardından güneşi gördüğümüzde biraz şaşırsak da kendimizi hemen dışarı atmayı akıl ettik. Nereye? Nereye? diye haritaya baktım ve işte! Pavia! Tarihi bir şehir ve fotoğraflarda çok güzel görünüyor. En önemlisi bize çok yakın, 105 km. Sabah gidip akşam eve dönebiliriz. Bu kadar olumlu şeyden sonra hemen yola çıktık. Her şeyi düşünen ben, Besozzo da hava durumuna baktım da nasıl olsa yakın diye Pavia ya bakmamıştım. Yaklaştıkça kararan hava, cama düşen yağmur damlaları bizi biraz …hayııır …olamaaaz.. şekline soktuysa da oraya vardığımızda en azından yağmur olmadığını görünce rahatladık. Buradan aldığımız ders “ mutlaka ama mutlaka gideceğimiz yer yakın da olsa hava durumuna bakmak” oldu.
 Otopark sorun olmadı, bana önce saati 1,5 euro çok gibi gelse de hesaplayınca çok da abartılı olmadığını düşündük, fiyatlar  genelde bu civarda oluyor. 
Pavia oldukça eski bir şehir. Roma imparatorluğu çağlarında önemli bir askeri merkezmiş. Latince ismi Papia sonradan Pavia’ya çevrilmiş. Lombardlar İtalya'yı ele geçirince burası başkentleri olmuş. 1494-1559 yıllarındaki İtalya savaşlarından sonra İspanya krallığına geçmiş, 1713 de Avusturya tarafından işgal edilmiş, 1796 da Napolyon Bonapart’ın İtalya işgalinden sonra Fransız imparatorluğunun parçası olmuş, 1814 de tekrar Avusturya’nın, 1859 dan sonra da tekrar İtalya krallığının bir parçası olmuş ve öyle de kalmış. Pavia, çevresi surlarla ve tabyalarla çevrili bir kale şehir imiş. Zaman içerisinde surların altı ile tabyalar halkın ziyaretine açılmış. Duvarlar 1902 tarihinde tamamen yıkılarak yerine parklar ve bulvarlar yapılmış. Bu yaptıklarından ötürü kendilerini kınadım.
Pavia gerçekten küçük ve sevimli bir yer. 70 bin civarında nüfusu var. Küçük dediğime bakmayın, burada bir üniversite var hem de 650 yıllık. 
O nedenle üniversitenin verdiği bir hareketlilik var.  Nüfusun çoğunluğunu da öğrenciler oluşturuyor. 
Gezilecek yerlerin başında zaten bu üniversite geliyor. Ders yapılan salonlar kapalı da olsa diğer kısımları açıktı, çok rahat gezdik.
Dolaştığımız sokaklar trafiğe kapalı değildi ama kapalıymış hissi verecek kadar az araba geçiyordu, bu nedenle çok rahat dolaştık.


Burası en meşhur meydanı “Piazza della Vittoria”;Her türlü satıcıyı görebilirsiniz. 
Renklerini beğendiğimiz için bu şeker ve kurabiyecinin önünde fotoğraf çektirdik.

Yöresel ürünlerin satıldığı pazara girmeden yapamadık ve harika bir peynir aldık, daha sonra aldığımız ekmekle nefis bir peynir ekmek ziyafeti çektik. İtalya’nın peynir seçenekleri gerçekten sınırsız, ancak ben nedense damak tadıma uygunu bulamıyorum, fakat bu peynir harikaydı. 

Bu binanın adı “Broletto” 1198 de belediye binası olarak yapılmış daha sonra eklerle büyütülmüş.
Gezilecek yerlerin hemen hepsi eski şehir diyebileceğimiz yerde. Şehri ortadan ikiye bölen bir nehir var, Ticino Nehri. Nehirde iki köprü var birisi gerçekten çok ilginç şimdiye kadar hiç üstü kapalı köprü görmemiştim.
Bu köprünün adı “Ponte Coperto”,
diğeri ise klasik köprülerden, adı; “Liberty”.
 Nehir kenarındaki evlerin renkleri gerçekten çok güzeldi, bu kısım eski surların dışında gelişmiş olan bölge. Nehir boyunca çok güzel bisiklete binme, yürüme yolu var.
Pavia küçük bir yer ama tarih boyunca krallıklara başkentlik yapmış ve krallık şehri olarak anılıyor, sanırım bu nedenle oldukça büyük kiliseleri var. Daha doğrusu bunlara bazilika ve katedral demem gerekiyor. Gerçekten çok görkemli binalar. İçlerindeki işçilik görülmeye değer.
Burası Pavia D’Uomo.( Pavia Katedrali)

San Michele Maggiore Bazilikası
Bu kuleler iki tane ve orta çağdan kalma.
Bizim vaktimiz buraları gezmeye yetti. Pavianın bunlardan başka bir kalesi ve de sekiz kilometre kadar dışarıda manastırı gezilebilir. Vaktiniz kaldığında nehir kenarında çok güzel vakit geçirebilir,  her 30 dakikada bir kalkan trenle moda başkenti Milanoyu keşfetmeye gidebilirsiniz. Ayrıca Türk öğrencilerin sayısı epeyce olmalı ki üç tane dönerci gördüm. 
Kış geliyor, yağmurlar başladı ama biz yinede  gezecek yerler buluruz. 
İlk sırada Barselona var.